MansetTürkçe

Viyana’da 20 bin Türk’ün Avusturya Vatandaşlığı Tehlikede

Ekonomik nedenlerle 1960’lı yıllarda işçi göçü ile başlayan, işçi alımlarının durdurulması sonrasında da aile birleşimi ve aile oluşumu ile devam eden Türkiye’den göçün yoğun olarak yaşandığı Avrupa ülkelerinden biri de Avusturya’dır. 1964 yılında Avusturya-Türkiye arasında ‚İşgücü Göçü Tedarik Anlaşması‘ imzalanmıştır. Aslında İşgücü Göçü Tedarik Anlaşması’na imza atan Avusturya’nın hedefi çalışmak için gelenlerin birkaç yıl sonra geri dönmesi ve yerine yeni işçi göçmenler almaktı ancak durum hiçte umdukları gibi gelişmedi. Diğer taraftan göç edenlerin de hedefi Avusturya’ya kalıcı olarak yerleşmek değil, bir miktar para biriktirip memleketlerine geri dönmekti.

Türkiye’den Avusturya’ya asıl göç yoğunluğu 1970’li yılların sonlarına denk gelmiştir. Ekonomik şartların hayal ettikleri gibi gelişmemesi sebebiyle misafir işçi olarak gelen göçmenler yavaş yavaş kalıcı olmaya başladılar. Avusturya kurumlarının düşündüğünün tam aksine süreç, göçmenlerin aile birleşimi ve doğumlarla planlanandan daha fazla artması şeklinde gelişti.

“Misafir işçiler” ilk yıllarda ağır çalışma ve yaşam koşullarını kabullenmişler, ailelerini, alışkanlıklarını, dil eksikliklerini ve kültüre yabancı olmalarını hiçe sayarak büyük bir özveri ile çalışmışlardır. Göçün ilk yıllarında göçmen işçiler yatakhane gibi küçük, kendine ait banyosu tuvaleti bile olmayan evlerde, çok zor şartlarda yaşamıştır. Diline ve kültürüne yabancı oldukları bu ülkede uyum sağlamaları için hiçbir destek verilmemiş, çok ağır işlerde vasıfsız işçi olarak çalıştırılmışlardır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde göçmenler Avusturya ekonomisinin kalkınmasında büyük bir paya sahiptir.

Avrupa’da 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren konuk işçilikle başlayan Türk işgücü göçü süreci, her dönemin kendi tartışma kavramlarından oluşan belli başlı beş aşamadan geçmiştir. (Abadan-Unat, 2006):

  • 1950’li Yıllar: Bireysel Girişimciler ve Özel Aracılar
  • 1960’lı Yıllar: İkili Anlaşmalara Dayanılarak Devlet Eliyle Düzenlenen “Artan İşgücü İhracı”
  • 1970’li Yıllar: Ekonomik Kriz, Yabancı İşçi Alımının Durdurulması, “Turist“ (İllegal) Göçmenlere Yasal Bir Statü Kazandırılması, Ailelerin Birleştirilmesi, Çocuk Paraları
  • 1980’li Yıllar: Çocukların Eğitim Sorunları, Getto Yaşam, Dernekleşme Hareketleri, Sığınma İsteklerinin Artması, Vize Zorunluluğu, Dönüşü Özendiren Yasalar
  • 1990’lı Yıllar: Yabancılar Yasası, Yabancıların Kimlik Kazanması, Artan Yabancı Düşmanlığı, Etnik İşletmelerin Yaygınlaşması, Etnik ve Dinsel Derneklerin Yaygınlık Kazanması, Siyasal Hakların İstenmesi
  • 2000’li Yıllar: İslamfobi, Avro Türkler, Göç Yasası, Entegrasyon Çalışmaları (Güleç & Sancak 2009)

Ne olmuştur da ülke kalkınmasına bu kadar büyük katkısı olan göçmenler birdenbire risk olarak algılanmaya başlamış ve siyasi bir malzeme halini almıştır?
Avusturya’da aşırı sağcı partilerin göçmenleri bir tehdit olarak görüp, ırkçı ve ayrımcı söylemlerle oy avcılığına çıkmaları ile başlamıştır. Asıl rahatsızlıklarının nedeni misafir işçi olarak gördükleri göçmenlerin misafirliğinin bitmiş olmasıdır. Misafir artık ev sahibi olmuştur. Geçici değil artık kalıcıdır ve Avusturya’nın bir parçasıdır. Sadece işçi değil işverendir, doktordur, mühendistir, polistir, askerdir. Göçmenlerin çocukları artık her alanda varlığını göstermektedir. Lakin, kendini Avusturyalı olarak gören, burada doğup büyümüş, mükemmel şekilde uyum sağlamış, burada üniversiteye gitmiş ve toplumumuza önemli katkı sağlamış kişiler dışlanırsa bu toplumumuzu bölmeye çalışan kişilerin ekmeğine yağ sürmüş olur.

Çifte vatandaşlığa dair kriz nasıl başladı?
2017‘de Türkiye’deki anayasa değişikliği referandumu için seçim sürecinde, Türkiye Yüksek Seçim Kurumu tarafından seçime girecek partilere seçmen listeleri gönderildi. Türkiye’deki partilerde Avrupa’daki parti temsilciliklerine mevcut seçmen listesini iletti. 27 Mart- 9 Nisan tarihleri arasında yurt dışı temsilciliklerde Türkiye’de Anayasa Değişikliği Referandumu için oy kullanıldı. Referandumdan sonra Avusturya’daki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ), içinde 100.000 Türk’ün isimlerinin yer aldığı, Avusturya’dan Referanduma katılma hakkı olan, Türk vatandaşlığına sahip Türk seçmenlerinin bulunduğu harici bir belleği Avusturya İçişleri Bakanlığına teslim etti.

Bahsi geçen seçmen listelerini HDP mi verdi?
Viyana ve Aşağı Avusturya Eyaletler’nde yaşayan, seçmen listesinde adı geçen kişilere gönderilen mektuplarda, HDP Partisi Avusturya temsilciliğinin bazı parti sorumluları tarafından o zamanki FPÖ Parti Başkanı Heinz Christian Strache ve eski milletvekili Peter Pilz’e, Avusturya İçişleri Bakanlığı ve 9 Eyalet Vatandaşlık ve Nüfus Dairelerine iletildiği resmi kayıtlarda geçmektedir.

Aşırı sağcı hükümetin tepkisi sert oldu
Ülkede yaşayan Türkiye kökenlilerin yüzde 72’sinin ‘evet’ oyu kullanmasına sert tepki veren Avusturya Hükümeti 16 Nisan 2017’de gerçekleşen referandumdan hemen sonra, oy kullanan çifte vatandaşlara yönelik bir dizi yaptırım planladığını ve yasalara aykırı olmasına rağmen oy kullanan çifte vatandaşların Avusturya vatandaşlıklarının iptal edileceğini duyurdu.

Referandumda Avusturya’da kurulan toplam 134 sandıkta 52 bin 733 kişinin oy kullandığı saptanmıştı. Söz konusu listeden yola çıkan Avusturyalı yetkililer, oy kullanan yaklaşık 18 bin 500 kişinin çifte vatandaş olduğunu öne sürerek konuyu incelemeye aldı ve ardından ilgili kişilere Türk vatandaşı olmadıklarını ispatlamaları yönünde uyarı yolladı. Ard arda devam eden uyarı mektuplarının ardından nüfus bilgilerini ulaştırmayanlara Avusturya vatandaşlığının iptali için dava açıldı.

Salzburg Eyalet İdari Mahkemesi tarafından vatandaşlığı iptal edilen bir kişi, Viyana’daki Yüksek İdari Mahkemesi’ne temyiz başvurusunda bulundu. Ülkedeki en üst mahkemenin gizli çifte vatandaşlık davasında yurt dışı seçmen listelerinin delil kabul edilmesi ve temyizi geri çevirmesi sonrasında itiraz yolları kapandı. Ülkede böylece ilk kez bir kişinin Avusturya vatandaşlığı iptal edilirken, mahkeme bu kararla benzer konumda olan çifte vatandaş Türklerin Avusturya vatandaşlıklarının iptali için yolu açmış oldu. Kararın emsal kabul edilmesi nedeniyle diğer eyaletlerde de benzer konumda davalar açılmaya başlandı. Temyiz yollarının kapanması nedeniyle Anayasa Mahkemesi sürece dahil oldu.

Avusturya Anayasa Mahkemesi kararı
Avusturya kamuoyunu senelerdir meşgul eden bu meseleyi ele alan Avusturya Anayasa Mahkemesi 17 Aralık 2018 tarihinde karar verdi. Mahkeme, İdare Mahkemesi’nin kararına gerekçe teşkil eden sözde seçmen listelerinin, gerçekliği, güvenilirliği ve nerede, nasıl hazırlanıldığına ilişkin kesin bir bilginin olmaması ve söz konusu belgelerin manipülasyona açık olması nedeniyle bu belgelerin delil olarak kullanılmayacağına hükmetmiştir. Mahkeme çok önemli bir karar daha aldı. Buna göre Avusturya makamları, çifte vatandaş olduğu iddiasında bulunduğu kişilerden, ‘Türk vatandaşı olmadığınızı ispat edin’ diye bir talepte bulunamayacak. Çünkü mahkeme, Avusturya Göç ve Vatandaşlık Dairesi ya da İdari mahkemelerin bu yöndeki iddialarının adı geçen kurumlar tarafından ispat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ortada illegal bir çifte vatandaşlık varsa bunu ispatlayacak taraf, devlet kurumlarıdır hükmünü verdi.


Anayasa Mahkemesi kararından sonra eyaletlerde durum
2018’de Avusturya Anayasa Mahkemesi kararı sonrası Viyana Eyaleti haricinde bütün eyaletler T.C. Yüksek Seçim Kurumu’nun seçmen listesini delil kabul etmeyi durdurmuş ve uygulamaya son vermiştir.

Viyana Eyaleti Türk kökenli Avusturyalıları vatandaşlıktan çıkarmaya devam ediyor
Viyana Eyaleti MA35 Dairesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyor. Türkiye Yüksek Seçim Kurulu’nun 2018 yılına ait seçmen listesini incelemeye alarak, çifte vatandaşlığa sahip olduğu iddia edilen 4.000 Türk kökenli Avusturya vatandaşı için Avusturya İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Böyle bir liste 2017’de zaten vardı ve Anayasa Mahkemesi, “söz konusu seçmen listeleri vatandaşlıktan çıkartmak için kullanılamaz” kararını vermişti.
Sorumlu belediye meclisi üyesi Christoph Wiederkehr’in (Neos) tarafından yapılan açıklamada, İdare Mahkemesi’nin kararından bu yana araştırmaların sürdüğü ve davaların açıldığı doğrulandı.

12.03.2020 Avusturya İdare Mahkemesi kararı:
Vatandaşlık Kanunu 27 madde 1. fıkrası uyarınca, başvurusu, beyan ya da açıkça kabulü neticesinde yabancı bir ülke vatandaşlığı alan bir Avusturya vatandaşı, eğer öncesinde Avusturya vatandaşlığını sürdürmek için Avusturya makamlarından izin almadıysa, Avusturya vatandaşlığından çıkarılır. Mahkeme, içinde on binlerce Türk’ün bulunduğu ve T.C. Yüksek Seçim Kurumu’nun seçmen listesinin tahmine dayanmadığını, gerçek seçim listesi olduğunu ve tekrar Türk vatandaşı olunması sebebiyle Avusturya vatandaşı değildir hükmünü verdi. Ayrıca, Veri Koruma Kanunu açısından da itirazın mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Avusturya vatandaşlığı Anayasa Mahkemesi’nin mevcut kararı olsa bile kaybedilecektir
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar emsal teşkil etmektedir ve alt mahkemelerin bu karara uymaları gerekmektedir.

Ancak, burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus itiraz için verilen süreleri aşmadan muhakkak cevap verilmesidir. MA35 (Göç, Nüfus ve Vatandaşlık Dairesi) tarafından size gönderilen mektupları mutlaka teslim alın ve size verilen süreyi geçirmeden itiraz cevabınızı yazın. Bu kararlara karşı itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren 4 haftadır. Burada nasıl yazdığınızdan çok ne zaman yazdığınız önem kazanıyor. Zamanında itiraz edilmediği taktirde karar kesinleşecektir ve bu durumda Avusturya vatandaşlığı – Anayasa Mahkemesi’nin mevcut kararı olsa bile – kayıp edilecektir.

Türkiye tarafından kanunların uygulamasında hatalar yapıldıysa bunların telafisi için neden Avusturya’daki Türkler cezalandırılıyor?
Resmi kaynaklara göre, dünyanın 155 ülkesinde toplam 6,5 milyon Türk vatandaşı yaşıyor.

Bugüne dek, geldikleri ülkeyle kaldıkları ülke arasında sıkışan, Türkiye’den Avrupa’ya gelenlere ‘göçmen’, geldikleri ülkede ise ‘gurbetçi’ diye anılıyorlar. Avrupa’da ikinci sınıf insan muamelesi görüp ezilirken, Türkiye’de ise onlara seçim malzemesi olarak bakılıyor. 30 küsur yıldır Avrupa’daki Türklerin oylarıyla yeni hükümetler kuran Türkiye’nin, Avrupa’daki soydaşlarını mağdur oldukları bu önemli konuda kaderine terk etmiş olması, toplumun adalet duygusunun sarsılmasına sebebiyet vermektedir.

1985 yılından bu yana Avusturya vatandaşlık kanunları net bir şekilde Çifte Vatandaşlık işlemlerinin nasıl ilerlemesi gerektiğini belirtirken, Avusturya’daki Türklerin vatandaşlıktan çıkma izni ile Avusturya vatandaşlığını aldıktan sonra, tekrardan Mavi Kart vererek Türkiye vatandaşı olmalarını engellemeyen T.C. Dış Temsilcilikleri kanunların uygulamasında hatalar yaptıysa bunların telafisi için neden Avusturya’daki Türkler cezalandırılıyor?
Avusturya hükümetinin yakın dönemde bizler açısından bu konu için olumlu sonuçlar çıkaracağını düşünmüyoruz. Aynı şekilde Türkiye tarafından da olumlu adımların atılmadığını görmekteyiz. Bu durumun düzelmesiyle alakalı Türkiye’nin resmi makamları ve yetkilileri sorumluluk almaktan kaçınıyor.

Avusturyalı Türkler olarak bizlerin beklentisi mağdur durumda olan bu kadar ailenin mağduriyetlerinin giderilmesi için Avusturya ve Türkiye Devletlerinin bürokratik yollarla bir çözüm ortaklığına gitmesidir.Olumlu bir sonuca ulaşmayan bu gidişat, gelecek nesillleri de her iki ülke açısından olumsuz etki altına almaktadır.

MA35 insanları mülteci durumuna düşürüp VATANSIZ bırakmak ve mağdur etmekte inat ediyor!
MA35 (Göç, Nüfus ve Vatandaşlık Dairesi) Türkiye Yüksek Seçim Kurulu’nun internet sitesine Avusturya vatandaşlığına geçmiş Türkiye kökenlilerinin TC Numaralarını seçim kurulu sayfasına girmiştir. Bu insanların T.C. vatandaşlıklarının güncel olup olmadığını kontrol ederek bilgi toplamıştır. Yüksek Seçim Kurulu sayfasında güncel olarak hala T.C. vatandaşı oldukları tespit edilenlerin listelerini Avusturya İdare Mahkemesi’ne delil olarak sunmuştur. Mahkemenin de bu verileri doğal olarak delil olarak kabul ettiği görülmektedir. Diğer Eyaletler Anayasa Mahkemesi kararını uygularken, fakat Viyana Eyaleti’nin bu seçmen listesi esas alınarak, çifte vatandaşlığa dair detaylı araştırmalarını sürdüğü görülmektedir.

Kaç insanı bundan sonra zor durumlar bekliyor?
Özellikle Viyanalı Türk kökenli Avusturya vatandaşlarını ilgilendiren Mahkeme kararında süreci devam eden 4.000 kişiden bahsediliyor. Bu kişilerin çocukları, torunları olanları da hesaba katarsak en az 16.000 kişinin vatandaşlığını kaybetme riskini görüyoruz. Yeni kişilerinde eklenmesiyle on binlerce insan risk altında olacaktır. Sadece bir kişinin sorunundan dolayı soy bağı bulunan bütün diğer insanların da vatandaşlık iptali söz konusudur.

Bu süreçte neler olacak?
Avusturya pasaportları alınan kişiler uzunca bir süre vatansız statüsünde kalıyor. Bir yıla varan bir süre oturum ve çalışma izinleri dahi olamıyor. Bu kişileri çalışma hayatı, sigorta, okul, sosyal yardımlar ve hatta Gemeinde evlerinde sorunlar bekliyor.

Temel yaşam haklarının ellerinden alınması İNSANLIK DIŞI değil midir?
Hayatlarına devam etmek zorunda olan bu insanların temel yaşam hakları sınırlanmaktadır. Bu insanların vatandaşlıkları iptal edildikten sonra aylarca senelerce gelirleri olmayacak, bu süreçte nasıl bir yaşamları olacağına dair sorunlarla ilgili çözümler üretilmiş midir?

Seyahat haklarının alınması adil midir?
Vatansız statüsünde oturum kartı olmayan insanların seyahat hakları da kısıtlanmaktadır. Acil bir durum için yurt dışına çıkmak zorunluluğu olan insanlar ne tür bir yol izlemelidir?

Koronavirüse yakalananları nasıl bir süreç bekliyor?
Son bir yılı aşkındır tüm dünyada Koronavirüs salgını dolayısıyla, hastanelerin yoğun bakımlarında olağanüstü durumlar yaşanırken, ağır hastalığı olan ya da Koronavirüs salgınına yakalanmış birinin, hastanelerin ‘’Yoğun Bakım Ünitesi’ne’’ alınmaması gibi bir durumda söz konusu.

Avusturya’da doğup büyüyen, bu nedenle başka vatanı olmayan ve tanımayan binlerce Avusturyalı, onlarca yıldır toplumumuza önemli katkı sağlayan, kendilerine suç istinat edilmesini istemeyen, düzenli vergisini ödeyen, Avusturya’da kendini evinde hisseden ama sahip olduklarını kaybetmekten korkmak zorunda olan insanlara dönüşmüştür. Bir hukuk devleti olan Avusturya’nın, kendi vatandaşını dışlaması, suçlaması ve genel şüphe altında bırakması kabul edilemez.

Brücke Magazin Dergisi olarak, Avusturya’da Çifte Vatandaşlıkla alakalı tedirgin olan vatandaşları aydınlatmak için sorularımızı hem Avusturya hem Türkiye makamlarına ilettik. Viyana Eyalet ve Belediye Başkanı, Belediye Başkan Yardımcısı, MA35 (Göç ve Vatandaşlık Dairesi), YTB (Yurt Dışı Türkler), Avusturya-Türkiye Parlamenter Dostluk Grubu ve T.C. Dışişleri Bakanlığı. Fakat Türkiye resmi makamlarında net cevaplar alamadığımızı üzülerek belirtmek istiyoruz.

Ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Überprüfen Sie auch
Schließen
Schaltfläche "Zurück zum Anfang"