MakaleTürkçe-1

Genellemeler Hapishanesi

Bir insan ömrü boyunca hayatında birçok acı, hayal kırıklığı ve öfke patlaması yaşar. Bu duygularla başa çıkmaya çalışırken, bu duyguyu yaşatanlar kategorize edilip, genellemeler yapılabilir. Peki bu genellemelerin bilinçaltımızda nelere sebep olduğunu düşündünüz mü?

Naz Güneş MAYADAĞ
Kişisel Gelişim Uzmanı


Yaşanan acı verici bir deneyimin ardından hemen suçlanacak birisi aranır. Acıyı yaşatan kişiden nefret eder, içten içe büyük bir öfke hissedilir. Bu negatif duyguların sonucunda, gelecek deneyimlerden korunmak adına zihin hemen genellemeler yapmaya başlar. Örneğin aldatılan kadınların çoğu ‘Erkekler aldatır.’, terkedilen erkekler ‘Kadınlar kalpsizdir.’, birden fazla acı verici deneyim yaşayanlar ise ‘İnsanlar güvenilmezdir.’ genellemesine sahiptir. Her negatif deneyimin ardından bu inanç giderek güçlenir. Sonunda oluşan kısır ile tıpkı ‘kendi kendini gerçekleştiren kehanet’ gibi, kişi giderek daha kötü deneyimler yaşamaya başlar.

Hayatın gerçeği haline gelir…

İnanç, sahip olduğumuz yargı ve genellemeler hayatın gerçeği haline gelir. Dolayısıyla, ‘İnsanlar kötüdür.’ genellemesine sahip olanlar hayatlarına sürekli kötülük görecekleri insanlar çeker. Daha da kötüsü, bu genellemeyi yapan kişi de bir insan olduğundan, kendinin de kötü olduğunu düşünmeye başlayacaktır. Kendi doğrularının dışına çıkacak, kendine yanlış gelen eylemler sergilemeye başlayacaktır. Ayrıca en sevdikleri, aile bireyleri, eşi ve çocukları dahil herkes de onun için güvenilmez olmaya başlayacaktır.

Aşk ilişkilerinde de durum aynıdır.

Erkek veya kadınlar ile ilgili genellemeler yapmak bu sebeple çok tehlikelidir. Bir kişi, çocukluğunda herhangi bir aile bireyinden negatif bir yaklaşım gördüyse, o aile bireyinin hemcinslerine dair negatif düşünceler besler ve genellemeler yapar. Annesi ile problemleri olan erkeklerin, babası ile sorunları olan kadınların aşk hayatlarında partnerleriyle sorun yaşamaları aynı sebebe dayanır.

Genellemeleri fark etmek değişimleri başlatır…

Kadın ve erkeklere dair ilk düşünceler anne ve babamızın nasıl olduğu ile doğrudan ilgilidir. Sevgi dolu, anlayışlı, romantik, yardımsever vb. güzel özellikte ebeveynlere sahip olan kişiler, diğer insanların kendileri gibi düşünür. Ebeveynlerinin negatif özellikleri daha fazla olan kişiler ise herkesin bu şekilde olduğunu varsayar. Bu sebeple sahip olduğumuz genellemeleri fark etmek hayatımızda çok büyük değişimlere yol açar. Hep sorun yaşadığımız belli bir grup varsa, yüksek ihtimalle bir genellemeye sahibizdir. Eğer sahip olduğumuz tüm yargı, etiket, genelleme, nefreti fark edebilirsek bunu değiştirecek güce de erişebiliriz.

Peki bir genellemeye sahip olduğumuzu fark ettiğimizde ne yapmalıyız?

Öncelikle çok büyük ihtimalle genellemenin dışında kalan birini tanıyoruzdur. Bu kişi arkadaşlarımızın hayatında olan biri de olabilir. İlk yapmamız gereken, sahip olduğumuz genellemenin dışına çıkan bir kişi bulmaya çalışmaktır. Bu durum zihnimize, sahip olduğumuz yargının doğru olmadığını kanıtlamak için ilk adımdır.

İkinci yapılması gereken, yaşadığımız negatif deneyim sonrası, herhangi bir genelleme yaptığımızı fark edersek, bir an durup ‘Artık bu yargıya inanmıyorum. Bu doğru değil.’ diyerek kendi zihnimize direktif vermektir. Hatta sahip olduğumuz genelleme her ne ise, onun tam tersini kendi kendimize birkaç kez tekrar etmek de etkilidir. Dönüşüm hemen sağlanmasa bile, istikrarlı bir şekilde bu çalışmayı sürdürmek zamanla bu genellemeyi bırakmamızı sağlayacaktır.

Üçüncü ve son olarak yapılabilecek eylem ise kendi ait olduğumuz genelleme grubunu bulmaktır. Daha önce yaptığımız hataları, başkalarını kırmış olabileceğimiz anları düşünerek, başkalarının bizim yüzümüzden sahip olma ihtimali bulunan genellemeyi düşünebiliriz. Mesela bir kadının bir adamı terk ettiği bir senaryoyu düşünelim. Adam yaşadığı acı dolayısıyla ‘Kadınlar kalpsizdir.’ ya da ‘Kadınlar aldatır.’ gibi bir inanışa sahip olabilir. Peki bu doğru mudur? Tabii ki hayır. Dolayısıyla bu çalışma bize hayatta kimsenin sadece kurban ya da sadece zalim rolünde olmadığını, rollerin farklı durumlarda sürekli değiştiğini gösterir. Kimse tamamen kötü ya da tamamen iyi değildir. Dolayısıyla genellemeler yapmak hiçbir zaman çözüm getirmez. Aksine durumu daha karmaşık hale getirir.

Bütün bunları anlamak ve genellemelerimiz yüzünden yaşadığımız negatif deneyimlerin aslında bizden kaynaklandığını fark etmek acı verici olabilir. Ama fark etmek başlangıçta zor olsa da özgürleştirir.

 Çünkü Jung’un da dediği gibi:

‘Hayatta en acı verici şey, bir insanın, problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.’

Ähnliche Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"