Güncel HaberlerSağlık

Estetik burun operasyonlarında önce solunum fonksiyonları korunuyor

Estetik ameliyatlar deyince, akla ilk gelenler burun operasyonları oluyor. Ancak burun ameliyatları bu organın, nefes alışverişi, kokuları algılama ve ses tonu açısından sahip olduğu önem sebebiyle estetik olduğu kadar fiziksel sağlığımız açısından da hassasiyet taşıyor.

Tıptaki gelişmeler sayesinde burun şeklinde değişiklik ve düzeltme için yapılan cerrahi işlemlerin (rinoplasti) daha az yan etkiyle gerçekleştirilebildiğine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Şenol Acar, “Ultrasonik rinoplasti ile burun kemikleri, törpü veya çekiç gibi aletler yerine, ses dalgaları kullanılarak şekillendiriliyor. Böylece daha az şişlik ve morluk yaşanıyor. Ameliyat sonrası iş hayatı ve sosyal yaşama dönüş de hızlı oluyor” diye konuştu.

Rinoplasti ile burundaki şekil bozukluklarının düzeltilmesi ve burnun yüz ile uyumlu hale getirilmesi hedeflendiğini belirten Dr. Şenol Acar, „Bunun için burundaki kemiklerin, kıkırdak ve yumuşak dokuların cerrahi tekniklerle yeniden şekillendirilir. Burnun dış yapısı, kişinin yüz görünümü ile ilgili ancak iç yapısı ve işlevi de solunumda görevlidir. Burun koku almamız sağlar ve ses tonumuzu belirler. Yüz travmaları sonrası en çok etkilenen bölge de burun oluyor. Kemik ve kıkırdak yapıda olan kırılma, kayma ve çökmeler sonucu burun şekli değişirken sıklıkla burun tıkanıklığı da oluşur. Yani rinoplasti burun şeklinin değiştirilmesi amacıyla yapılsa da burnun solunum fonksiyonu korunmalıdır” şeklinde konuştu.

Burun küçültme işlemlerinin ağırlıklı olmasına karşın burundaki her sorun için rinoplasti uygulanabileceğini aktaran Dr. Şenol Acar, “Burun kemeri düzeltilebilir. Burun delikleri küçültülebilir. Düşük burun ucu kaldırılabilir. Geniş ve dağınık duruşlu burun ucu daraltılabilir. Dar olan burun ucu genişletilebilir. Aşırı kalkık, eğik veya çarpıksa burun düzeltilebilir. Burun çok uzun ise kısaltılabilir, çok kısa ise uzatılabilir” dedi.

Ameliyat öncesi yapılan görüşmede hastanın şikayetleri ve istekleri dinlendikten sonra ayrıntılı bir fizik muayene yapılması gerektiğini belirten Acar, „Bu muayenede burnun hem estetik hem de solunum açısından değerlendirilir. Nefes alma sorunu olan hastaların şikayetlerinin de aynı ameliyatta düzeltilmektedir. Burnun yeniden şekillendirilmesinde alın, göz, kaş ve çenenin de dikkate alınması gerekir. Burun estetiği ameliyatında hastanın istek ve beklentileri çok iyi dinlenmeli ve operasyon esnasında yapılacaklar hastaya anlatılmalıdır. Hastanın çeşitli açılardan burun fotoğrafları çekilmeli ve bu fotoğraflar üzerinden de hasta ile birlikte değerlendirme yapılmalı” diye konuştu.

Genel anestezi altında yapılan burun estetiği ameliyatları, “açık ve kapalı” olmak üzere iki farklı teknikle gerçekleştirildiğini ifade eden Dr. Şenol Acar, bu kesinin de ameliyat sonrasında gözle görülemeyecek şekilde ortadan kaybolduğunu söyledi. Açık tekniğin tüm hastalar için uygun olduğunu, buna karşın kapalı teknikte burun yapısına göre ilerlenmesi gerektiğini kaydeden Dr. Şenol Acar, “Ultrasonik ve mikromotorlu cihazlar sayesinde açık teknik daha çok tercih edilen bir yöntem oluyor. Ameliyat yaklaşık 2,5-3 saat sürüyor. Ancak ameliyat hazırlığı ve ameliyat sonrası anestezi uyanma odasında olan bekleme süreleri ile bu zamanların aşılabilir. Rinoplasti ameliyatlarının ardından hastanın bir gece hastanede kalması öneriliyor. Ameliyatta burun içerisine konan silikon tamponların beşince günde çıkarıldığını, burnun dış kısmındaki atel ve bantların da yedinci günde alınmaktadır. Atel alınana kadar burna doğrudan su gelmemesi gerekiyor. Atel alındıktan sonra burun tekrar bantlanır ve 3 gün sonra bu bantlar da çıkarılır. Açık rinoplasti yapılmışsa burun ucu dikişleri de yedinci günde alınır. Ameliyattan hemen sonra burun çevresine yapılan buz uygulaması ile ödem azaltılmaya çalışılır. Hastanın da bir hafta kadar baş kısmının biraz yukarıda örneğin iki yastık kullanarak uyuması önerilir” dedi.

„Kemikler kırılmıyor, şekillendiriliyor“

Ultrasonik rinoplasti ile burun kemikleri kırılmadan şekillendirildiğine dikkat çeken Acar, „Ses dalgaları ile esnetilen kemiklerin kontrollü bir şekilde şekillendirilmektedir. Burun kemikleri arasındaki kılcal damarlara ve çevre yumuşak dokulara zarar verilmediği için şişlik ve morluk daha az oluyor. Böylece hasta yaşamına çok daha hızlı ve kolay dönebiliyor” diye konuştu.

Ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"