Türkçe_tr

Şekersiz bir hayat mümkün!

“Bundan sonra şekerli hiçbir şeyi ağzıma sürmeyeceğim!” dediğiniz zamanlar oluyor mu? Peki, sözünüze en fazla kaç gün sadık kalabiliyorsunuz? “Bir besini yasaklamak onun tüketimini azaltmaz, aksine yasaklar vazgeçmeyi besler.” diyen Diyetisyen Betül Karakuş ile şekersiz beslenmenin yollarını konuştuk.

Diyetisyen Betül Karakuş bir besini yasak kategorisine koymanın onu daha cezbedici yaptığını söylüyor ve ekliyor: “Peki, yasaklamayıp ne yapacağız? Çok haklısınız, alışılagelmiş diyet kültürü yasaklardan, kısıtlamalardan, ödüllerden, cezalardan oluşuyor. Ama hâlâ diyet yapan bunca kişi varsa demek ki bazı şeyler hayal ettiğimiz kadar işe yaramıyor. Artık farklı bir pencereden bakmak gerekiyor. Ben buna ‘yeni nesil diyet’ diyorum; çünkü artık keskin yasakların, sert kısıtlamaların olduğu diyetlerin geçmişte kaldığını görüyorum. Yalnızca şeker tüketimini değil, beslenmeyi her anlamda özgürleştirmekten bahse- diyorum.” Diyet kültürünün yıllardır üzerimizde kurduğu baskıdan kurtulmamız gerektiğini söyleyen Diyetisyen Betül Karakuş, “Yasaklar ve kısıtlamalar yerine, kontrollü tüketmeyi öğrenmek, bedenini dinlemek, size neyin iyi geldiğini, neyin kötü geldiğini fark edebilmek çok değerli…” diyor.

NEDEN ŞEKERE BU KADAR BAĞIMLIYIZ?

Günümüzde şeker ve şekerli ürünlerin tüketiminin oldukça yaygın olduğunu söyleyen Betül Karakuş, “Yapılan çalışmalar şekerin, uyuşturucu maddelerde olduğu gibi bağımlılık yapan bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Özellikle yüksek yağlı ve yüksek şekerli besinlerin bağımlılık yapıcı özelliğinin daha fazla olduğunun altı çiziliyor. Bildiğiniz gibi paketli ürünleri cezbedici hale getiren de yüksek şeker, yağ ve tuz içeriğine sahip olmaları; çünkü bu sayede tat duyusunu uyarmada etkili hale geliyorlar. Ne yazık ki sektörün bizi alıştırmış olduğu şeker miktarı da çok yüksek seviyelerde. Ancak tek suçlu gıda sektörü değil, şeker tüketiminin altında yatan diğer sebepleri de mutlaka değerlendirmek gerekiyor.” diyor.

YETERLİ VE DÜZENLİ BESLENMENİN ÖNEMİ

İnsan vücudunun gün boyunca sadece yattığında dahi bir miktar enerji harcadığını belirten Diyetisyen Betül Karakuş, “Biz buna ‘dinlenme enerji harcaması’ diyoruz. Gün içindeki hareket düzeyimiz ise harcadığımız toplam enerjiyi belirliyor. Bizler de bu enerji ihtiyacını besinlerden aldığımız enerjiyle karşılıyoruz. Eğer gün içinde çok fazla öğün atlayan, yeteri kadar kaliteli karbonhidrat almayan ve protein ihtiyacını karşılamayan bir düzene sahipseniz gün sonunda elinizin şekerli seçeneklere gitmesi oldukça doğal. Bunu, vücudun doğal bir denge mekanizması gibi düşünebilirsiniz.” diyor. Diyetisyen Betül Karakuş, bu sorunu çözebilmek için yapılması gereken ilk şeyin ise düzenli beslenmeyi alışkanlık haline getirmek olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bunun için üç ana, üç ara öğün yapmak zorunda değilsiniz elbette, vücudunuzun açlık sinyallerine gün içinde kulak vermeyi unutmayın yeter. Yoksa gün sonunda şeker için çalan zillere hayır diyemeyebilirsiniz.”

“Yasaklar ve kısıtlamalar yerine, kontrollü tüketmeyi öğrenmek, bedenini dinlemek, size neyin iyi geldiğini, neyin kötü geldiğini fark edebilmek çok değerli…”

ŞEKER GÜNLÜK RUTİNİNİZİN BİR PARÇASI MI?

Diyetisyen Betül Karakuş alışkanlıklarımızın önemine dikkat çekiyor ve beslenme alışkanlık ilişkisini şöyle açıklıyor: “’Her yemekten sonra canım mutlaka tatlı yemek istiyor.’ diyen birine iki soru yöneltmek çok faydalı oluyor: ‘Acaba bu oturmuş bir alışkanlık mı?’ veya ‘Altta yatan insülin direnci, şeker hassasiyeti gibi bir sağlık sorunu var mı?’ Türk toplumu olarak kalabalık sofralara oturmaya alışkınız; bu sofraların genellikle tatlılarla sonlandığını da biliyoruz. Eğer her gün yemekten sonra tatlı tüketiyorsanız, bir süre sonra her yemekten sonra canınızın tatlı istemesi çok doğal. Vücudunuz başlattığınız rutine uyum sağlıyor ve düzenli tekrar eden alışkanlıklarınız varsa bunların devamını görmek istiyor. Bu döngüyü kırmak ve alış- kanlıklarınızı değiştirmek de sizin elinizde.”

ŞEKERİN ZARARLARI

Yirminci yüzyılın ortalarından bu yana şeker tüketiminin sağlığa etkilerinin araştırıldığını söyleyen Karakuş, “Aşırı şeker tüketimi; obezite, metabolik bozukluklar, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, depresyon, bilişsel bozukluklar gibi birçok sağlık problemiyle ilişkili. 2022 yılında yayımlanan ve 14 bin katılımcıyla yapılan bir çalışmaya göre; şekerli içecek tüketim sıklığı daha fazla olan bireyler, karaciğer yağlanması ve bozulmuş kan lipid profili açısından daha yüksek riske sahip. Şeker tüketiminin yalnızca obezite, diyabet, kalp hastalıkları gibi problemlere yol açtığını düşünüyorsanız ne yazık ki yanılıyorsunuz. Fazla şeker tüketiminin sebep olduğu yağ dokusunun artışı vücuttaki sistemik bir inflamasyon sebebi olabiliyor ve bu da bilişsel fonksiyonların kötüleşmesine yol açabiliyor. Fazla şeker tüketiminin demans riskini artırabildiği; hafıza, ruh hâli, nesneleri tanıma, konsantrasyon üzerine olumsuz etkiler oluşturabildiği de belirtiliyor.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu