ARI SÖĞÜDÜ, AKILLI ÖĞÜDÜ SEVER

Sabırlı olmak, insana yakışan en büyük erdemdir. Sabrın kıymetini bilip beklemek, olgunluğa dair en asil eylemdir. Elinle tutup gözünle görmeden hesap kitaba girişme. Olayların sonucunu beklemeden, kimseyle pazarlık etme. Bugün yok ama yarın mutlaka olur deme. İnsanlara tutamayacağın sözler verme. Olur ya mahcup çıkarsın. Yüzün kızarır, yüze bakamazsın. İyisi mi sen işini sağlama al. Testini doldur, haberini sokağa öyle sal. Henüz olgunlaşmamış kavunun tadına bakılmaz. Bostan gök iken pazarlık yapılmaz. Kesin olacakmış gibi davranırsın sen ama. Bilinmez, hiç garantimiz yok kesinlikten yana. Daha dün verdiğin emekler, hemen bugün meyveye durmaz. Hamlık zaman ister, öyle hop diye olgunlaşmaz. Hele bir dur, bir bekle! İşin sonu nereye varacak, bir izle. Kavununu olgunlaştıktan sonra satarsın. Bostan erince pazarlığa çıkarsın. Bak o zaman işlerin nasıl yolunda gidecek. Ürünün elinde, herkes görerek pazarlık edecek. Oluru budur bu işin. Bahardan hesabı yapılmaz kışın.

İşlerin yolunda gitmesi için kendi gayretimiz çok önemli. Ama başkasından yardım umarsak, aynı titizliği göstereceği ne belli. Bundan sebep, dört elle sarıl yapacağın her işine. Bil ki ancak sen değer verirsin kendin kadar kendine. Elbette iyi olabilir insan, önyargısız değerlendirmeliyiz niyetini. Amacımız kötülemek değil bir diğerini. Ama şu bir gerçek ki nihayetinde herkes kendi yarasını en iyi kendisi sarar. El elin eşeğini yırlaya yırlaya, kendi eşeğini terleye terleye arar. Üzüntünü paylaşır, en az senin kadar ağlar. Dar gününde bırakmaz seni, yardımına koşar. Ama bir yere kadardır, eninde sonunda pes eder. Kendi meselelerine odaklanır, kendi evine gider. Güvenme demiyorum etrafına, elbette güven. İnsan insana inanmazsa nasıl döner cihan? Lakin kendi davanın takipçisi daima kendin ol. Bu her zaman her yerde en doğru yol. Çünkü üzücü olaylar her daim sahiplerini ilgilendirir, onlara verir derin acı. Aynı önemi göstermez, hatta acele bile etmez bir yabancı. Ben demiyorum bütün bunları, atalarımızın sözü. Kendi derdine en güzel çareyi kendin bul, budur konunun özü.

Hiçbir nimet özveride bulunmadan elde edilemez. Zahmet çekilmeden hiçbir kapıdan öyle kolay girilemez. Ağaçların en güzelini görmek istiyorsan, yürü ormanın derinliklerine. Gece ya da gündüz fark etmez, aldırma kuytuların serinliklerine. Emeline ulaşmak istiyorsan, uzan dala, kopar. Yetmiyor boyum deme, üşenen hata yapar. En tatlı yemişler en yüksek dalda olur. Ağaca tırmanan, lezzetini çabuk bulur. Belki yaralanacaksın, acıyacak elin. Belki kayıp düşeceksin kanayacak dizin. Kılık kıyafetin zarar görecek, üzüleceksin. Belki de dallar sana zarar verecek, ne işim var burada diye düşüneceksin. Lakin emek olmadan yemek olmaz, unutma. Her zorluğa bir ödül vardır mutlaka. Yayını iyice germezsen ok hedefe saplanmaz. Paça ıslanmadan balık avlanmaz. Her başarı, katlandığımız zahmetlerden sonra gelir. Sen usulünce istersin, hak sana en güzelini verir. Ama dersen ki paçam ıslanır, girmem suya. O zaman ne balık var ne de ekmek sana. Zora katlanmadan kolayı bulamazsın. Azın kıymetini bilmezsen, çok olamazsın.

Nice zorluklara katlandın, nice nimetler biriktirdin. Daima idareli davrandın, sabrettin, şükrettin. Evet yılmadın karşına çıkan meşakkatli yollardan. Denileni yaptın, gözünü sakınmadın budaktan. Balık avlamak için suyun en derinlerine girdin. En güzel ağacın peşine düşüp, ormanın en kuytularında gezdin. El benim işime dört elle sarılmaz dedin, gözünü dört açtın. Kendi yağınla kavruldun, beladan, kötülükten hep kaçtın. Bahçende yetiştirdiğin ürünlerle övünmedin. Verdiğim sözü tutamadım diye dövünmedin. Hep sağlam bastın yere, nankörlük etmedin. Yanlış yollara sapıp bir olmazın peşinden gitmedin. Bunlar güzel meziyetler elbette. Hepsi de ayrı değer ayrı hikmette. Ancak elde ettiğimiz tüm nimetleri paylaşmaktır en makbulü. Hanemizin kapısı ne sonuna kadar açık ne de sürgülü. Buyur et açta açıkta kalanı evine. Rızkını seve seve sun, el aman diyene. Kendi emeğinle kazandığını, sadece kendine saklama. Korkma, sana da yeter başkasına da. Misafire daima hürmet et, boş çevirme onu. Bir kap yemek koyup bir yorgan sermeden yola gönderme yolcunu. Sana konuk olan, seni daima vicdanınla sınatır. Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır.

Zordur iyi insan olabilmek. Her manayı anlamak, her söyleneni işitmek. Yaş aldıkça tecrübe ediyor beşer, doğruyu yanlışı öğreniyor. Ne zaman ki başına bir iş geldi, işte o zaman bilmediğini biliyor. Yaşam, koskoca bir öğretmendir aslında. Ne zaman nereye bakacağın önemli, iki devran faslında. Bir de görüp geçirenlerdir bize en güzel rehber. Paha biçilemez tecrübelerine bir kulak ver. Mutlaka önereceklerdir en ideal çözüm yolunu. Sen göremeden, onlar sezeceklerdir işin sonunu. Tam olarak da bundandır atalarımızın sözüne itimadımız. Eskiler ile yeniler arasında en güzel varıştır sıratımız. İşini bilen, buğdayını havanda döver. Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever. Yeni bilgi ve deneyimler önümüzü aydınlatır. Sırtımızı çevirdiğimiz her öykü, bizi bir adım daha karartır. Öyleyse kulak ver yaşanmışlıklara. Tıpkı arının bala uçtuğu gibi uç yazılanlara. Biliyorum, öğüt dinlemekten pek hazzetmez kişi. Ama öğüttür, başa kadar sürdüren her işi.

Die mobile Version verlassen