MakaleTürkçe-1

NAZİ–ERMENİ İTTİFAK PROTOKOLÜ VE KÜRDİSTAN OYUNU (1940)

Ermeniler, Sevr barışını revize eden Lozan Barış Antlaşması’ndan da itilaf

devletleri himayesinde bağımsız bir Ermenistan devleti kararı beklemişlerdir.

Lozan Konferansı’nda sadece 9 Ocak 1923’te hazırlanan bir raporla gündeme

gelen Ermenilerin bağımsız devlet talebi olumsuz sonuçlanmıştır.

Avetis Aharonyan başkanlığındaki Ermeni Heyeti 2 Şubat’ta Lozan’ı terk ederken konferansın katılımcı devletlerine verdikleri bildiride Türk ordusunun Filistin’de, Irak’ta İngilizler’in üzerine gitmesini ve Kafkasya’da Almanlar’ın Bakü petrollerine erişimini engelleyerek savaşın seyrini İngiltere lehine değiştirmek gibi haince hizmetlerin karşılığını alamadıklarını belirtmişlerdir. İngiliz emperyalizmine hizmet ederek bir anlamda Ermenileri sadık millet olarak onurlandırmış Türklere ihanetlerinin ve Almanlar’a karşı mücadelelerinin ödülünü alamadıklarını ve İnglizler’e hizmetin kendilerine çok pahalıya mal olduğunu belirtmişlerdir. Lozan Barışı’nın Doğu’da kalıcı olmayacağı tehdidinde bulunmuşlardır. Bu yolda, Türklerin Sevr’i revize eden Lozan Barışı’nı araçsallaştırarak “Versay’ın zincirlerini kırmak” sloganıyla Versay’ı revize etmeyi vaad ederek 1933’te Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler’in Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ile 1934’te iletişime geçen Ermeni Devrimci Federasyonu Taşnaksütyun, Nazi Almanyası ile ortak kültürel ve tarihsel bağlar kurmaya çalışmıştır. Ermenilerin Ari ırka mensup oldukları fikri Ermeni milliyetçisi ideolog ve liderleri tarafından sıkça dillendirilmiştir. Nazi Partisi ideoloğu Alfred Rosenberg’in de teşvikiyle bu dönemde Alman Şarkiyat Enstitüsü’nün direktörlüğünü yapan Ermeni Artaşes Abagyan 1934’te beş aylık bir çalışma sonunda Hitler’e Ermenilerin Ari ırktan geldiğini iddia eden bir rapor sunmuştur. 1939’da başlayan II. Dünya Savaşı’nın 1940’ta Türkiye sınırına kadar dayanmasıyla birlikte Stalin ile bir ittifak antlaşmasının mevcudiyetine rağmen Hitler’in, Rus coğrafyasını Alman Hayat Alanı olarak ele geçirmek üzere saldırı hazırlıklarını başlattığı ve “taraflı tarafsızlık” politikası güden Türkiye’nin Avrupa koluna bir saldırının da Alman Genelkurmayında tartışıldığı 1940 yılı İlkbaharında Naziler ve Ermeniler arasında resmi görüşmeler yeniden başlamış ve sıkı bir siyasi ilişki kurulmuştur. Bir Nazi-Ermeni siyasi ve askeri ittifakı için ilk görüşme öncelikli olarak Türkiye’yi ve Suriye’yi hedef alan Mart 1940’ta gerçekleşmiştir. İkinci görüşme ise 27 Mayıs 1940’ta Bükreş’te gerçekleşmiştir. Bu görüşmeye Nazi Almanyası adına Viyana’daki Yahudilerin 1939-1940’taki tehcirinde aktif rol oynayan SS-Hücum Kıt’ası Komutanı Friedrich Vollheim, Naziler’in Bükreş Büyükelçiliği görevlisi SS Kıt’a Yüzbaşısı Bohlschwing katılmışlardır.

Ermenileri temsilen ise Dro olarak adlandırılan, Birinci Dünya Savaşı’nda ve sonrasında Türkiye’ye karşı savaşan ve Müslüman halka yönelik katliamlarıyla tanınan Ermeni General Drasmatat Kanajan, Ermenistan’ın ilk Finans Bakanı ve sonrasında Sosyal Güvenlik Bakanı olan ve 1920’de Erivan’ı terk ederek Romanya- Bükreş’e yerleşen Dr. Sarkis Araratian katılmış ve taraflar arasında kurallara uygun hukuki bir antlaşma üzerine pazarlık yapılmıştır. Taşnaksütyun Partisi ve Nazi Almanyası Dışişleri Bakanlığının mutabakatında Taşnaksütyun, Alman İmparatorluğu’nun belirleyeceği bir zamanda Kürtleri Türkiye’ye ve Alman İmparatorluğu’nun diğer bütün düşmanlarına karşı harekete geçmek üzere hazırlamayı Suriye’nin Alman İmparatorluğu veya bir müttefiki tarafından işgal edilmesi halinde Türkiye’ye ve Alman İmparatorluğu’nun diğer düşmanlarına karşı Ermeni askeri güçleri Kürt birliklerinin yönetilmesini ve desteklenmesinin organize edilmesini üstlenmiştir. Bu meyanda her iki taraf Araplarla Kürtler arasındaki bütün çatışma konularının ortadan kaldırılması için ortak çalışma yürütme konusunda uzlaşmışlardır.

Sözleşmenin müteakip bir hükmünde de siyasal ve ayrılıkçı bir terminolojik yaklaşımla “Türk-Kürt” çatışması konu edilmiştir. Ermeniler Kürtlerin hamisi rolüne soyunarak “Ermeni sorununun çözümü bağlamında Nazi Alman İmparatorluğu’ndan Kürtlere her türlü politik ve diplomatik yardım garantisini almışlardır. Kürtleri sözde Türk zulmünden kurtarmayı amaçlayan Nazi-Ermeni ittifak protokolünde özgürlüğüne kavuşturulacak “Kürdistan”ın politik yapısının daha sonraki bir zamanda belirleneceği belirtilmiştir. Buna karşın Alman İmparatorluğu’nun Ermeni sorununu siyasi ve diplomatik yollardan adaletli bir çerçevede çözmede Taşnaksütyun’un arzu ettiği ideal çözüm şekli, Sovyetler Birliği ve Türkiye’deki Ermeni bölgelerinin bağımsız bir devlet olmasıdır. Siyasi durumun buna izin vermemesi halinde Alman İmparatorluğu Türk Ermenistanı bölgelerinde bağımsız bir Ermenistan oluşturulması için “bütün siyasi ve diplomatik olanaklarını sonuna kadar kullanacağını” taahhüt etmiştir. Mayıs 1940’taki bu mutabakatta Alman SS-Kıt’a Hücum Komutanı Vollheim Ermeni General Dro başkanlığındaki Taşnaksütyun heyetine Nazi Almanyası’nın Ermeni cemiyeti ile devlet sözleşmesi imzalama niyetinde olduğunu kendini Alman İmparatorluğu Dışişleri Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş olarak Taşnaksütyun ile yazılı olarak kesinleştirilen anlaşma hususlarını Alman Dışişleri Bakanına Joachim von Ribbentrop’a onaylaması için sunacağını açıklamıştır. Bu görüşmeyle ilgili bütün detaylar Hitler’in sadık yardımcısı ve SS- Birlikleri Komutanı Heinrich Himmler’e de rapor edilmiştir. Nazi ve Ermeni tarafları Mayıs ayındaki bu uzlaşmadan sonra Temmuz 1940’ta yeniden bir araya gelmişlerdir. Mart ve Mayıs ayında Bükreş’te kayda geçirilerek kesinleştirilen temel esaslar görüşmeleri yakından takip eden Alman Dışişleri Bakanı Ribbentrop tarafından prensip olarak onaylanmıştır.

Bundan da önemlisi Hitler’in bizzat Alman-Ermeni iş birliğini onayladığı bu vesileyle Temmuz 1940 tarihli bu oturumda Ermeni heyetine açıklanmıştır. Burada dikkat çeken belli başlı nedenlerden ötürü yazılı bir sözleşmenin imzalanması için şu anda doğru zaman olmadığını, ancak sözlü antlaşmanın mevcudiyeti ve yürürlüğe girmiş olarak görülebileceği kendilerine [Ermenilere] bildirilmiştir. İçeriğine Taşnaksütyun’un Parti Programında da açıkça yer verilen Hitler Almanyası’nın Ermenilerle uzlaştığı bu protokolü yazılı metin olarak imzalamamasının nedeni, Türkiye’den çok “Alman Hayat Alanı” olarak gördüğü Sovyet Rusya’ya öncelikli olarak saldırmak isteyen ve hazırlıklarını son hızla sürdüren Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerini kızıştırmak için Ermeniler tarafından bir istismar aracı olarak kullanmasından şüphelenmesidir. Bu nedenle Adolf Hitler sözlü antlaşmanın mevcudiyetini ve yürürlüğe girmiş olarak görülebileceğini Ermenilere bildirmiştir. Nazi Almanyası Barbarossa harekatı çerçevesinde, K. Kafkasya’da Ruslara karşı Ermeni gönüllü birliklerinden azami düzeyde yararlanmıştır. Kendini Nazi Almanyası gibi Nasyonal Sosyalist ve Ari ırkından olduğunu iddia eden ve Nazilerin saflarında Bolşevik Rusya’ya karşı savaşan Taşnaksütyun’a bağlı Ermeni çeteleri, 1944-1945 arası dönemde Hitler Almanyası’nın savaşı kaybedeceğini anlayınca yine taraf değiştirmişlerdir. Birer birer katlettikleri Ruslar gibi “Komünist” cemiyetler kurmuşlar, komünist olduklarını iddia etmişler ve Nazilere üstün gelen Rusların merhametine sığınmışlardır. Bütün bu gelişmeler, Ermenilerin emellerine ulaşmak üzere her türden emperyalist, faşist, etnik ve bölücü aracı sonuna kadar kullanmaktan geri kalmadıklarını Türklerin terörizme karşı mücadelesindeki haklılığı Ermeni– Nazi belgeleriyle doğrulamaktadır.

Ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Überprüfen Sie auch
Schließen
Schaltfläche "Zurück zum Anfang"