Türkçe-1Uncategorized

Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir’in kaleminden „ADALET ANA“

Adalete olan güveni sarsılan toplumların, her bir yönden çöküşü tesadüf olmayacaktır. İnsan fiziki ihtiyaçlar olarak beslenme ve psikolojik olarak da kendisini güvende hissetme gibi ihtiyaçlar üzerine yaratılmıştır. Bireysel olarak var olan bu olguların, toplum hayatı ile birlikte devamını sağlayan yegâne kavram Adalet’tir. Zira en basitinden baktığımızda, toplum içinde bir kısım insanlar refah içerisinde yaşarken ve tüm ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyorken, bir kısım insanların sefalet içerisinde olmaları Adaletsizlik kavramını karşımıza çıkaracak, bu sürecin uzaması durumunda kaos oluşarak hak arama süreçleri devreye girecek ve var olan istikrar alt üst olacaktır. Dolayısıyla Adalet, nefes aldığımız her anda var olan bir süreçtir. Bu dünyanın başlangıcında var olan ve sonunda da var olacak belki de tek kavramdır.

Resim 1: Adalet Kavramına İlişkin Semboller-Themis İlahesi Heykelciği, Terazi ve Kum Saati

Dünyamızın karmaşıklaşan bu günkü sürecinde öncelikle Adalet kavramının niteliğine başka bir açıdan bakmakta fayda olduğu görülmektedir; Adaletin bu topraklarda vücut bulduğu hali betimlemeden önce eski tarihlere baktığımızda; ilahe Themis, Yunan mitolojisinde adalet tanrıçası olarak sembolize edilmektedir. Karşısındakinin zengin-fakir, varlıklı-varlıksız, kindar bakışlı, masum görünümlü, vasıfsız veya ekabir taifesinden kim olduğunu bilmeksizin adil bir karar verebilmesini temin amacıyla gözleri bağlı olan, Kötülüğün timsali yılanın başını ayakları ile kanun arasında ezmiş, Kanunun üzerinde basarak kanunla yükselen, elindeki kılıçla adaletin gereğini her an yerine getirmeye hazır şekilde ve asıl can alıcı nokta olarak elindeki teraziyi başının üstünde tutar vaziyette bulundurması noktaları bugün dahi bir çok mesajlar içermektedir. Burada Tarihsel süreçte pek dikkat çekmeyen nokta ise Themis’in bir „ilah“ değil bir „ilahe“ olarak sunulmasıdır. Yani Adaletin sembolü bir kadının siluetinde hayat bulmuştur. Doğurganlığın, üremenin, bereketin, güzelliğin, zarafetin, kaybında yıkımların yaşandığı varlığın, aileyi ve toplumu birleştiren anneliğin kısacası hayatın anlamı olan Kadının vücudunda hayat bulması mânidâr değil midir?  Elbette tesadüf değildir. Bir toplumda Adalet kavramı zarar görürse, insanlar geleceğe dair umutlarını yitireceğinden üretkenliğini azaltır ve bitirir, tamamen inanç sorgulamasına dayalı olarak hayata karamsar bakar, hırçınlaşır ve kendi hakkını kendisinin almaya kalkmasına dayalı olarak var olan tüm koruyucu değerler alt üst olur, büyük yıkımlar başlar ve toplumsal mutabakatın temeli olan adalet ile Devlette yok olmaya yüz tutar. Aile bir toplumun en esaslı kurumudur. Aileyi ve dolayısıyla toplumu kuran ve ayakta tutan gücün varlığı ve yokluğu tartışmasız aranacaktır.

Resim 2: Yunan Mitlojisi’nde Adalet’i Sembolize Eden Gözleri Bağlı-Themis İlâhes

Yunan mitolojisinde ilahe Themis olarak şekillenen Adalet’in bir sembolden ibaret kalmayıp, ancak uygulandığında ve topluma hissettirildiğinde bir anlam ihtiva edeceği âşikârdır. Tam bu nokta da tüm Adalet sembollerinin hayat bulduğu toplumsal yaşam şekli, ecdadımızla dünyaya gösterilmiştir. Çanakkkale cephesinde, yaralı düşman askerini sırtına alıp düşman mevzisine bırakan Mehmetçik dünyanın en adil askeri olduğu gibi, halkın ekmeğinden çaldığı her gramaj için Fırıncı’ya 10 kırbaç cezası veren yönetim de tartışmasız adil bir yönetimdir. Dolayısıyla Adalet, Anadolu’da hayat bulmuş, kimlik kazanmış ve efsaneleşmiştir. İşte tam bu noktada yurduna bile „Ana“ isminden esinlenerek isim vermiş bir milletin sembollerle değil yaşayan bir adalet ile nefes alması ve onu yüceltmesi tesadüf olmayacaktır. İlahe Themis’in, Anadolu’da aldığı isim: şüphesiz “ADALET ANA” olacaktır.

O Ana ki; en zor zamanlarda dahi ayakta kalmasını bilen yüce bir varlıktır. O kutsal varlığın kuşattıkları ve onun koruyuculuğunda yaşayan evlatları, onu incitmemek için azami dikkat gösterirler ve onun değerlerinin her daim başlarının tacı olarak yaşamasına özen gösterirler. Adalet Ana’nın elleri her daim evlatlarının üzerindedir ve onların her kötülükten koruyucusudur. Onun varlığı kuşatır, yaşatır ve merhamet ile kucaklar. Adalet Ana var olduğu ve yaşatıldığı sürece evlatları da güven içerisinde olacaklardır. Her annenin, anne olarak; bütün annelerin gücünü tek başına bedeninde topladığı gibi, Adalet Ana’da, var olan tüm değerleri tek başına bünyesinde toplayacak ve var olan her değerin tek başına yaşatıcısı olarak var olacak bir güç şeklinde kıyamete kadar bayraktarlık yapacaktır.

„Adalet“ kavramı bir toplumdaki tüm değerlerin „Ana“sıdır.

Yaşarken varlığını hissetmezsiniz ama kaybında yegâne sığınacağınız limandır. Sanki anneniz gibi, hayat arkadaşınız gibi….

Merhamete ihtiyacınız olduğunda ona koşarsınız, tıpkı anneniz gibi, anneler gibi…Ve Annenizin yanındayken hissettiğiniz gibi, o sizi; korur, sarmalar, yaşatır, güven verir, toparlar. ilmik ilmik, nakış nakış dokuyarak bir hayat, bir aile ve bir toplum kurar insanlığa, aldığı nefes bütün bir insanlığın nefesi gibidir…

Ona ihtiyacınız olduğunda, ona koştuğunuzda anlarsınız kıymetini ve dahi yokluğunda acı hissedersiniz yüreğinizde. Pişmanlıklar yer bitir benliğimizi. Tam bu noktada, tüm sevdiklerimizin ve onların teminatı olan Adalet’in değerini, toplum olarak kaybetmeden bilmeliyiz. Adalet Ana’yı bir gün değil, her gün baş tacı etmeliyiz.  Tıpkı, annelerimizi baş tacı ettiğimiz gibi…

Resim 3: Çanakkale Savaşı’nda Bağımsızlık, Barış, Adalet ve Huzur İçin Savaşan Türk Anneleri

İşte Anadolu’muzda da Adalet, şüphesiz bir kadının silüetinde belirecektir. Geçmişten aldığı ilham ve kökle, geleceğe ışık olacak bu toprağın değerleri, o kadını, „Adalet Ana“ olarak karşımıza çıkaracaktır. İrfanı ile, bilgisi ile, feraseti ve dirayeti ile, koruyuculuğu, şefkati, merhameti, kuruculuğu, güven kapısı, üretkenliği ile eşleştirildiğinde, Adalet; başka hangi silüette belirebilir ki…!?

Ancak, Anadolu’da, „Adalet Ana“ sembolünün gözleri bağlı değildir. Zira nasıl görürse görsün, asla doğrudan şaşmayacaktır. Gözlerine bağ istemeyecek kadar kendine güveni ve metaneti tamdır. Hangi koşulda olursa olsun, doğruyu öğretecek ve doğruyu yaşatacaktır. „Kim için olursa olsun, herkes için Adalet“, prensibini baş tacı ederek yönetecek, tıpkı ataları gibi, kötülükle bir an değil bütün bir ömür mücadele edecek, kötülüğü sadece ayakları ile değil bütün benliği ile ezecek, yaradılıştan yüce olacak, ilim ve bilgiyi başının tacı edecek ve bilginin de üstüne Terazi’yi koyacaktır. İşte Anadolu’da Adalet; ferasetin üzerinde sağlam bir şekilde zemin bularak, dirayetli bir gövde ve metanetli bir baş ile bir kadın silüetinde hayat bulacaktır.

Bize düşen her ne olursa olsun, Adalet Ana’yı yaşatmak ve baç tacı etmektir. Hâkimi ile Cumhuriyet Savcısı ile, yöneticisi ve işçisi ile, çitçisi ile, memuru ile, siyasetçisi ve bürokratı ile onun yücelmesi için üzerimize düşen ne ise bir an bile duraksamadan gereğini yerine getirmektir, bizlere düşen. Adalet sadece, Adliyelerde görevli insanlara lazım değildir. Onlar, Millet adına emanet olarak bu görevi ifa etmeye çalışır, Adalet, tüm milletin kendi varlığında erimiştir. Görünmeyen ancak bir arada tutan, çimentodur, demirdir, betondur. Kaybı felakettir. Tarihte nice devletlerin yegâne yıkılış sebebidir. Liyâkat ve Adalet’ten mahrum kalan bir millet, çürümeye mahkumdur. İnsanlar ve toplumlar, sahip oldukları değerleri koruyup, sahip çıktığı sürece, yükselmişlerdir. Millet olarak, her nefesimizde Adaleti korumalı ve yüceltmeliyiz. Diğerkâmlığı ilke olarak alan ve buradan adalete ulaşan bir toplumsal yaşantı hayal edelim…. Bu hayalin peşinde kendimizi ve neslimizi yetiştirelim.

Adalet, Ana gibi değerli, ana gibi kutsaldır. Adalet, bir kadının kuşatıcılığında, merhameti ile korur bir milleti ve bütün insanlığı. Adalet Ana, Anadolu’da her daim yaşayacak ve bütün bir dünyaya Adalet sembolü olarak varlığını haykıracaktır. Onun varlığında, her daim bu topraklar güvende olacak ve hangi milletten, ırktan veya dinden olursa olsun tüm insanlığı kuşatacaktır…

T.C. Aksaray İli Cumhuriyet Başsavcısı
Adem Aydemir

Ähnliche Artikel

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"